Uzaktaki sesi dinle. Davulları duyabiliyor musun sen de? Yavaş yavaş geliyorlar, yaklaşıyorlar. Ellerinin arasından akan su gibi, akıyor hayatın da gözlerinin önünden. Çaresizlik önüne serilmiş bir taş yığını gibi ileri gitmeni engelliyor. Senin eline bir iğne verilmiş ve taşları bununla yontuyorsun. Bırak artık bunu.
Gözlerin bir kez karanlığa alıştımı aydınlığa bakmak kolay olmuyor.
Vice Versa!
Bir kulaç daha atacak gücünün olabilmesi için hayatın içinde gizlediği tüm renkleri bulabilmelisin. Bulabilecek cesaretin olmalı.
Elinde silahını tutuyorsun, umudunu! İşte bununla (göğsünü yumruklayarak) uçacaksın sen de! Bununla geçeceksin sınırı, aşacaksın karanlığı. Dağın öbür tarafını görüyor musun, orada sisler sona eriyor işte! Oraya gideceksin ve içeri adımını atarken güneşe doğru bileceksin ki sen yeni doğdun çocuk. Bir daha aynı kişi olmayacaksın! Ve yine buraya dönsen de önünde engel olmadığını bileceksin artık.
Carpe Diem!
2008 Mart'ında yazdigim 'Gecenin Karanligi' adli bir denememden.
31 Ekim 2009 Cumartesi
30 Ekim 2009 Cuma
Derinden Derine Yaslilik Uzerine

Yaslilik.
Mina Urgan bakin yasliligi 'Bir Dinozorun Anilari' adli ani kitabinda ne de guzel dile getirmisti.
"Geceleri uyanır,
Gecelerin en karanlığında,
Üstüne üstüne çullanır o zaman felaketleri.
Kara kuşlar gagalar
Bir deri bir kemik boynunu.
Aydınlıkta hep gülümseyen
Saygın yaşlı değil,
Yatağında büzülmüş
Çok küçük bir ihtiyardır şimdi."
ve her defasinda sevgili dedecigimin bana emanet ettigi anneannemi gordukce icim, ta icim acir.
Gune Dair bir Deneme
Yagmurlu bir gun. Gunlerin ardindan yasamlarimizi gunesten teslim aldi bulutlar. Ben gunun en cok sari tonlarini severim. Eski fotograflarin bir kokusu vardir bu sari tonlarda. Cektigim fotograflarda anlari dondururken kareye ozellikle sari tonlari katmaya cabalarim ki fotograf beni tam olarak cezbetsin; cocukluga duyulan ozlemdeki gibi bir cazibe kazansin. Bugunse gunum tamamen gri; evin pencerelerinden sizan isik zayif ve olu. Yagmurun benim icin en guzel yani yagdiktan hemen sonra cimlerde biraktigi o buram buram toprak kokusu. Yapacak en iyi sey pencereleri acip bu havayi cigerlerimize doldurmak sanirim. Bir de boyle gunlerde guzel bir muzigin verdigi tatmin hicbir seyde olmuyor. Su an arka fonda Mike Oldfield ve Enya'nin 'Celtic Rain' adli bir parcalarini dinliyorum. Sanki gokyuzu bu parca ve benim icin bu hale burunmus gibi inanin. Su an her sey oyle tatli ki.
29 Ekim 2009 Perşembe
Siyasiyabend Etkilemişti Beni


Fatih Akin'in belgesel tadindaki harika filmi Crossing the Bridge'i izlerken Siyasiyabend'i tanimistim. Gun dogumuna karsi bir grup sokak muzisyeninin harika performansi beni cok etkilemisti. Calanlar harikaydı, solistin sesi muthis bir toklukla kulaklari dolduruyordu.
Hic hicbir seyi bilmiyorlar
Bilmek istemiyorlar
Hic hicbir seyi bilmiyorlar
Bilmek istemiyorlar
Su cahillere bak
Dunyanin sahibi onlar
Su cahillere bak
Dunyaya egemen onlar
Onlardan degilsen eger
Sana zalim derler
Onlara aldirma Hayyam
Onlardan degilsen eger
Sana zalim derler
Onlara aldirma Hayyam dostum dostum
Hic hicbir seyi gormuyorlar
Gormek istemiyorlar
Hic hicbir seyi gormuyorlar
Gormek istemiyorlar
Su cahillere bak
Dunyanin sahibi onlar
Su cahillere bak
Dunyanin hakimi onlar
Onlardan degilsen eger
Sana zalim derler
Onlara aldirma Hayyam dostum
Hic hicbir seyi bilmiyorlar
Bilmek istemiyorlar
Hic hicbir seyi duymuyorlar
Gormek istemiyorlar
Su cahillere bak
Dunyanin sahibi onlar
Su cahillere bak
Dunyaya egemen onlar
Onlardan degilsen eger
Sana zalim derler
Onlara aldirma Hayyam dostum dostum
Onlardan degilsen eger
Sana zalim derler
Onlara aldirma Hayyam dostum dostum
Dostum
Daha sonra bu tok sesin sahibi muzisyene bir gun Beyoglu sokaklarinda yururken rastladim ve bilmem hangi studyoda doldurduklari kotu kayitli bir albumlerini satin aldim. Arada acip yukarida sozlerini yazdigim parcayi dinlemek ayri bir keyif ve yasanmisligin, sokakla olan bir bagin tadini veriyor bana.
28 Ekim 2009 Çarşamba
Yeni bir cinayet daha...
Her gun yeni cinayetler isliyorum. Ofkeleniyorum kendime.
Her gun yeni mezarlar kaziyor ve cesetleri gomuyorum bu mezarlara.
Cinayet mi? Gercek degil elbette, mecazi cinayetler bunlar. Karsilikli konusurken insanlarla, beceriksizce bir deneme yaparken isliyorum bu cinayetleri. Ve bilin bakalim ne, kurban da kendim oluyorum her defasinda. Kendi kazdigim mezarlara kendim dusuyor ve ne kadar cok ugrassam da cikamayacagim deliklerin icinde kilitli kaliyorum.
Tabular diyorum, olmasa bazen keske diyorum. Yine mi cinayet? Yo, hayır!
Her gun yeni mezarlar kaziyor ve cesetleri gomuyorum bu mezarlara.
Cinayet mi? Gercek degil elbette, mecazi cinayetler bunlar. Karsilikli konusurken insanlarla, beceriksizce bir deneme yaparken isliyorum bu cinayetleri. Ve bilin bakalim ne, kurban da kendim oluyorum her defasinda. Kendi kazdigim mezarlara kendim dusuyor ve ne kadar cok ugrassam da cikamayacagim deliklerin icinde kilitli kaliyorum.
Tabular diyorum, olmasa bazen keske diyorum. Yine mi cinayet? Yo, hayır!
Issizlik Uzerine

Goya'nin Los Caprichos olarak bilinen bir seri gravur calismasindan bir tanesinde -ki o andaki ruh halimle gordugumde cok etkilenmistim- tehdit edici yarasalar ve baykuslar seri halinde karanliga girip cikarken bir masaya yigilmis uyuyan bir adami gosterir ve altindaki yazida soyle denir: "El sueno de la razon produce monstruos" (Aklin uyuyani canavarlar dogurur!)
Ben yaklasik olarak onuc aydir aktif olarak is ariyorum ve yaraliyim. Yaraliyim cunku ulkeme guvenip yurtdisindan yuvama dondum, ama donmemle birlikte koca, karanlik bir cukurun icine dustum ve oradan kendimi halen kurtaramadim. Benim gibi milyonu askin gencin ayni halde kivrandigini gordukce de ofkem artiyor. Artik tum egitim ve emegimin yanlis yerlere yonlendirilmis bir caba oldugunu dusunuyor ve yasamin icinde bugune kadar asla gostermedigi boyutlarda caresizlikler barindirdigini goruyorum, korkunc bir yalnizligi icime soluyorum. Vay canina, iste bu uzun bir cumleydi. Yalnizca bu cumleyi kurmak bile basli basina bir isyanin gucunu dogrular nitelikte. :)
Bu arada bir seyi daha her gun deneyimliyorum arkadaslar, 'Isleyen demir isildar!" Iste bu cumle bugune kadar hic bu denli anlam yuklu olmamisti benim icin. Her yeni gun daha da koreldigimi, yasam sevincimi daha da kaybettigimi hissediyorum. Hissetmekten de otesi duyumsuyor ve ta icimde goruyorum. Bu aci veriyor, insan calistikca yaratici ve calistikca uretken. Calistikca elindekilerin kiymetini biliyor. Ilginc ama oyle. Bos zamanlarimda farkinda bile olmadigim guzelliklerin onlar elimden alindiginda farkina variyorum.
GK'den bir Entre de Suenos :D
Bu sayfayi daha dogrusu Blogger denen Google hizmetini sikintidan evde otururken ve bilgisayari kurcalarken kesfettim oncelikle. Nereye kadar gider, ne yaparim bilmiyorum ama bir giris yazisi yapmakla baslayabilecegimi hissettim. En azindan benim icin de bir nevi antrenman oluyor ne de olsa. Aslina bakarsaniz fikir gayet hos geldi bana; buradan bir cesit gunluk gibi bir kayit tutabilir ve pek fazla da olmayan dostlarim ve sevdiklerimle paylasabilirim. Hic olmadi kendi kendime oyun oynarcasina bir ic hesaplasma kosesi yaratabilirim belki de. O da guzel, bana uyar.
Bu arada arka planda David Byrne'dan Psycho Killer i dinliyorum, herkese de tavsiye ederim. Son bir sey daha GK ben denizin ismini sembolize etmekle birlikte 'entre de suenos' Ispanyolca hayallere giris anlamina gelmektedir. Bu sekilde basligi daha renkli ve eglenceli bir hale getirebilecegimi dusundum. Aydinlatmakta yarar var.
Saygilar...
Bu arada arka planda David Byrne'dan Psycho Killer i dinliyorum, herkese de tavsiye ederim. Son bir sey daha GK ben denizin ismini sembolize etmekle birlikte 'entre de suenos' Ispanyolca hayallere giris anlamina gelmektedir. Bu sekilde basligi daha renkli ve eglenceli bir hale getirebilecegimi dusundum. Aydinlatmakta yarar var.
Saygilar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)