30 Kasım 2009 Pazartesi

İstanbul


Bir kişi ki gezinir kaldırımlarında ve
Arka sokağın ücra bir köşesinde
Avucu açık yaşlı bir teyze bekler.
Bir şehir kalır elinde,
Bir damla yaş,
Bir damla hüzün
ve yabancı gezgin yanindan gecer
Umursamaz ki sobada yanan odun
Bir paket mendilinden geçer teyzenin
ve yine o kalabalıklar
Yine o kalabalıklar...
Teker teker insanlar biner gider
Eski bir şehir bu, derler ki İstanbul
Her gün yeni bir gezgin gelir
Eski bir sakin gider...

28 Kasım 2009 Cumartesi

ModernleşME!

Otomatik Portakal



Anthony Burgess'ın harika eseri! Anthony Burgess kimdir?

Anthony Burgess İngiliz romancı, besteci, eleştirmen. 1959 yılında Burgess'a ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı kondu ve bir yıldan az ömür biçildi. İlk karısı Lynne'ın geçimini sağlamaya kararlı olan Burgess öfkeyle masaya oturup 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı. Ne var ki artık tanınan bir yazar olmuştu. 50'den fazla roman ve kitap yazdı.

Otomatik Portakal harika bir kitap. Saatler içerisinde elime almamla birlikte kitabı tüketmiştim. Sindire sindire, kelime kelime keyfini çıkartmıştım. Çünkü bu kitap tıpkı George Orwell'in müthiş eseri 1984 gibi gergin havasıyla tüyler ürpeten gerçekleri yüzümüze haykırabiliyor. Hem de öyle bir sertlikle, insanı sersemleterek bunu yapıyor ki tokat üstüne tokat yiyorsunuz. İşte böyle kitaplar verdikleriyle insanları rahatsız ediyor, yerlerinden dürtüyor. Çünkü gerçekler içinde saklı oldukları kitabın kapağını dahi açmamıza izin vermeyen vicdanımızın uzanamadığı acımasızlıkları içinde barındırıyor.

"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum..."

A.Burgess

12 Kasım 2009 Perşembe

Ayrılık Üzerine...

İnsanın sevdiği birinden ayrılması zor şey. Arkada bırakılan onca anı, kahkaha, söylenmemiş söz ve yaşanılabilecekken yaşanmak istenmeyen bir sürü hayat kırıntısı. Kırıntı diyorum ama bunlar biraraya gelince öylesine büyüyor ki yaşamımın büyük bir kısmını kapladıklarını fark ediyorum. Ayrılık zor. Hele ki içinde şüphe barındırıyorsa. Zaman her şeyin ilacı denir, ben de öyle olduğuna inanıyorum ve bugünler de daha da inanmak istiyorum. Meğerse çocukluk yılları geçiyormuş gerçekten, meğerse özgürlük de bir yere kadarmış içinde, meğerse kaybedilemeyecek kalelerimizi fethedip ellerimizden almasını gerçekten de beceriyormuş zaman, ilerledikçe.


Ayrılık, her şiir-i muhabbetin son mısrasıdır.

Cenap Şehabettin

9 Kasım 2009 Pazartesi

Vi Veri Veniversum Vivus Vici!



Goethe'nin "Faust" adli eserinden bir alinti bu cumle. Ana karakter seytanla giristigi savastan galip cikar. 'Gercegin gucuyle yasadigim surece evreni bile fethedebilirim.'

Iste bu cumle bana benligimi inancla dolu bir kadehten tekrar tekrar iciriyor. Gercek! Gercek, sadece gercegin gucuyle mutlu olabilmek.